Denge Sistemi Mucizesi: Statosit
Bu yazımızda kabuklu onbacaklılar adlı canlılarda bulunan
ilginç bir teknolojik harikayı göreceğiz. Canlının vücudunda yaratılmış
statosit olarak adlandırılan alıcı, canlının uzaydaki konumunu ve
hareketini tespit ediyor. 1 Bu sayede canlı vücudunu denge halinde
tutabiliyor. Öncelikle böyle bir cihaz üretebilmek için yerçekimi,
elektronik ve mekanik gibi çeşitli bilim dallarının bilgisi gerekmektedir.
Bu bilimlerden habersiz kabuklu onbacaklıların üzerinde bu tip sistemleri
yaratarak, Allah sanatının sınırsızlığını göstermektedir.

Statositlerin böceğin kafasındaki yerini gösteren
resimler. Statositler antennule adlı bölgede bulunur. İçlerinde statolit
adlı katı parçacıklar taşırlar. Böcek kafasını yatay düzleme göre eğerse
bu katı parçacıklar eğimli tarafa doğru düşerler. Düştükleri bölgede
bulunan kılları bükerler ve elektrik sinyali üretilmesine sebep olurlar.
Bu elektrik sinyalleri yorumlanarak hangi yöne doğru vücudun eğildiği
anlaşılmış olur.

Böceğin vücudunun
dengesini sağlayabilmesi için, vücudunda çok özel sistemler yaratılmıştır.
Bunun için her şeyden önce böceğin kendini gözlemlemesi gerekir. İşte bu
gözlem işini, kabuklu onbacaklılar statosit adlı özel alıcılarla
yapmaktadırlar.

Bütün canlılar gibi
kabuklu onbacaklılarda da uzaydaki konumlarını ve hareketlerini sürekli
gözlemlemeliler. Resimde ok işareti ile gösterilen Antennule adlı bölgenin
içinde bulunan statosit adlı cihazlar bunun için yaratılmıştır. Bu sayede
canlı kendisinden haberdar olur. Statositler canlıların kademe kademe
gelişerek var olduğunu iddia eden evrim teorisini temelden çürütmektedir.
Çünkü statosit olmadan canlı yaşayamaz. Canlı olmadan da statositin anlamı
yoktur. Demek ikisi de aynı anda var olmalıdır.
 
Soldaki resim
canlının kafa bölümünden kesit. Yatay olarak yuvarlağımsı yapı ok işareti
ile gösterilen statosist adlı böceğin dengesini sağlamaya yarayan cihaza
aittir. Sağdaki resim, statosistlere üstten bakıldığında görülen şekildir.
Görüldüğü üzere merkezde tanecikler vardır. Bu tanecikler statolit olarak
adlandırılan katı parçacıklardır. Bu kum taneleri gibi parçaların etrafını
bir başka yaratılış harikası olan mekanik etkiye duyarlı setae adlı özel
alıcılar çevrelemiştir. Statolitler yani katı tanecikler, vücudun
hareketinde ve konumunun değiştiği sırada bu alıcıları bükerler. Alıcılar
da bükülmedeki enerjiyi elektrik enerjisine çevirirler.
Statositler çemberimsi dairede setae adlı özel alıcılar
ve içeride statolit adlı parçacıklardan oluşurlar. Vücudun uzaydaki
konumuna ve hareketine göre statolitler hareket ederler ve setaeları
uyarırlar. Buradan gelen bilgiler elektrik sinyaline çevrilir. Bu
sinyaller de vücutta değerlendirilir. Buna karşılık vücudu dengeye
kavuşturacak vücut hareketleri yapılır. 2

İnşaatlarda su
terazileri zeminin eğikliğini ölçmekte kullanılır. Statositler de bir nevi
su terazilerine benzerler, eğim ne tarafa ise orada bulunan setaeler
(alıcılar) uyarılırlar. Böylece canlı vücudunun ne tarafa eğimli olduğunu
anlamış olur.
Yakın zamanda yapılan bazı araştırmalara göre de
statositlerin ayrıca duyma özelliği olduğu da tespit edildi. 3
Görüldüğü gibi statositler son derece önemli vazifelerle
yaratılmış birer harikadır. Katı tanecikleri bir düzlem üzerine
yerleştirerek eğildiğinde alıcıları uyarması tekniği son derece zekidir.
Bu zekayı tesadüfler nasıl göstersin? Yokluğunda canlının hayatını
imkansız hale getiren bu teknik cihaz önemli bir yaratılış delilidir.
Allah’ın sayısız sanatından bir örnektir.

Statosit organının
elektron mikroskopları ile çekilen resimleri 4
Kaynak:
1) Cohen, M. J. 1955. The
function of receptors in the statocyst of the
lobster Homarus
americanus. J. Physiol. 130: 9–34.
2) Luke Finley and David
Macmillan, The Structure and Growth of the Statocyst in the Australian
Crayfish Cherax destructor, Biol. Bull. 199: 251–256.
(December 2000)
3) J. M. Lovell, R. M. Moate, L. Christiansen and M.
M. Findlay, The relationship between body size and evoked potentials from
the statocysts of the prawn Palaemon serratus, The Journal of
Experimental Biology 209, 2480-2485
4) J.M. Lovell, M.M. Findlay, R.M.
Moate, H.Y. Yan, The hearing abilities of the prawn Palaemon serratus
Comparative Biochemistry and Physiology, Part A 140 (2005) 89–100
|