Moleküler Tamirat Mucizesi
... Daha sonra farkına vardım ki, DNA o kadar değerli ki
muhtemelen pek çok farklı koruma mekanizması olmalıdır. (Francis Crick,
DNA’nın kaşiflerinden) 1
Firmalarda kritik noktalarda bulunan bilgisayarlar hep
yedekli yapıda bulunur. DNA’da da benzer bir yedek sistemi olduğunu
biliyor muydunuz? Ayrıca bu sistemlerde meydana gelen arızalar tespit
edilir ve derhal arızanın giderilmesi için üretici firmadan yardım alınır.
Problemin ne olduğu araştırılır, ve ona uygun çözümler ile sonuca gidilir.
Neticede sürekli olarak düzgün çalışan bir sistem sağlanır. Peki benzer
ancak çok daha profesyonel bir tamir sisteminin hücrelerimizde de olduğunu
biliyor muydunuz? DNA son derece değerli bir bilgi hazinesidir. Ve bu
bilgi hazinesini sürekli bozulmasına sebep olan şartlar vardır. Ancak
Allah’ın bir rahmeti olarak son derece kapsamlı tekniklerle DNA’daki
hasarlarımız onarılır.
DNA vücudumuzla ilgili fiziki bilgilerin kodlandığı
kitaplar dolusu bir kütüphanedir. Kendine has bir dili vardır. Bu dilin
alfabesi ise 4 harften oluşur. Bu harfler kısa gösterimleri A, T, G ve S
olan Adenin, Timin, Guanin ve Sitozin adlı büyük moleküllerdir. Şeker ve
fosfat moleküllerinin oluşturduğu zincire bağlanarak dizilirler. Şeker ve
fosfat adeta kağıda benzer A,T, G ve S’den oluşan zincirler ise o kağıdın
üstüne yazılan yazıya. Bir harfi gördüğünüzde elbette onun birisi
tarafından yazıldığını bilirsiniz, aynı bunun gibi kütüphane dolusu yazı
içeren DNA’yı da pek yüksek bir akıl, üstün bilgi sahibi olan Allah’ın
yazdığını anlarsınız. Bu eşsiz bilgiyi Allah yaratır ve DNA olarak
sergiler. Bu tek zincirden oluşan yapı, fiziki yapımızla ilgili bütün
bilgileri içerirken ilginç bir şekilde aynı bilginin bir kopyası daha
vardır. DNA çift zincirden oluşur. İkinci zincir ise ilk zincirin bir nevi
ayna görüntüsü gibidir. Her A’nın karşısında bir T, her T’nin karşısında
bir A; her G’nin karşısında bir S, her S’nin karşısında ise bir G bulunur.
Tıpkı bir fotoğrafın negatifi gibi bu 2. zincir ilkinin bütün bilgisini
içerir. Peki acaba böyle bir yedek zincir neden yaratılmış olabilir?
Burada detaylarını göreceğimiz pek tedbirli ve hikmetli bir iş görme
söz konusudur. Bu tedbir ve hikmeti gördüğünüzde bir kez daha Allah’ın
dışında ilah olarak sürülen tesadüflerin, maddenin ve fiziksel kuralların
ne kadar aciz olduğuna şahit olacaksınız.
Pek çok insan esasen DNA’nın nükleotid olarak bilinen
yapılardan oluştuğunu bilir. Ve zincirde sıralanan A, T, G ve S bazlarının
bilgiyi ifade ettiklerini de bilir. Ancak DNA, onu bozmaya çalışan bir
dizi etmenle karşı karşıyadır. Dolayısıyla DNA’da meydana gelen
bozulmalar, var olan bilginin bozulmasına sebep olur. Bu da hayatın
bozulması anlamına gelecektir. Sonsuz şefkatli olan Allah esirgeyen
koruyan özelliğini DNA’da bütün ihtişamıyla göstermektedir. Bizim için bu
DNA arızalarından korunma yolları yaratmıştır. Peki DNA’daki arızalar
nelerdir, bunlara ne sebep olmaktadır ve ne tip koruma sistemlerini Allah
bizim için yaratmıştır?
DNA’daki Hasar Çeşitleri ve Tamir Yöntemleri
DNA muazzam büyük bir bilgidir ve bu bilgi moleküllerden
oluşan harflerle yazılmıştır. Bu moleküller ise pek çok fiziksel etmenle
bozulur. Her bir bozucu şart için ise Allah o dertten kurtulmanın yolunu
yaratır.
DNA Çoğaltılırken Oluşan Hatalar ve Tamiri
Hücre içindeki bilgi hücre bölünmeden önce fotokopi
makinelerinde sayfaların çoğaltılması gibi çoğaltılmaktadır. Bunun
yapılabilmesi için pek çok farklı molekül devreye girer. Öncelikle çift
zincir halinde bulunan DNA ayrılır. Başka bazı enzimler araya girerler ve
belli bir yönde sırayla ilerleyerek harfleri okurlar ve o harfin
karşısında olması gereken harf bulup yapıştırarak ilerlerler. Bu sayede
DNA’daki bilgi tıpkı fotokopi makinesindeki örnekte olduğu gibi adım adım
kopyası alınarak çoğaltılır.
Ancak bu kopyalama sırasında hatalar olabilmektedir.
Örneğin bakterilerde kopyalanan her 100.000 harf çoğaltmasından birinin
hatalı olabildiği tespit edilmiştir. 2 Ne var ki bu hatanın tamiri için proofreading adlı bir sistem devreye girer. Her harfin kopyalama
işlemi yapıldıktan sonra zincirin karşısına yerleştirilen harfin doğru
olup olmadığı kontrol edilir ve eğer yanlış olduğu bulunursa bu yanlış
harf atılır ve yerine doğrusu konulur. Bu durum bilgisayarda bir yazı
yazarken yanlış yazdığınız bir harfi fark edip düzeltmeniz gibidir. Ancak
hiçbir şeyden haberi olmayan atomlardan ibaret enzimlerin bu derece şuurlu
işi yapmaları Allah’ın ilhamı ile olur. Nasıl ki gazetelerde yayına
çıkmadan önce editörler yazıları kontrol edip öylece yayına verir, aynı
onun gibi şuursuz enzimlerin DNA’daki yazma işini kontrol edip
düzeltmeleri açık bir yaratılış mucizesidir. Diyelim ki DNA kopyalanırken proofreading mekanizması ile de hata düzeltilmedi. O zaman da bir
başka sistem devreye girer.
Hatalı-Eşleşmenin Tamiri Yöntemi
DNA kopyalandıktan sonra hatalı bazı düzeltmenin bir yolu
daha vardır. Buna Hatalı Eşleşmenin Tamiri Yöntemi denmektedir. 3 Bu
yöntemle hatalı baz tanınır, kesilir ve yerine doğrusu yerleştirilir.
Ancak ortada bir sorun vardır. DNA çift zincir olduğuna göre hangi bazın
hatalı olduğunu bu sistem nereden bilmektedir? İşte bu noktada
“tanıtım etiketleri” olarak bilinen özel diziler devreye girer. Örneğin E.
Coli adlı bakteride GATC adlı belli aralıklarla zincirde tekrar eden
bazlardan oluşan tanıtım etiketleri vardır. Bu etiketler, eski zincir ve
yeni sentezlenen zincirlerin her ikisinde de bulunmaktadır ama tek bir
farkla. Eski zincirdeki GATC dizisi küçük bir molekülün diziye bağlanması
ile işaretlenmiştir. Bu işleme metillenme denir. Yani eski zincir metilli
iken yeni zincir değildir. İşte yeni ile eski zincir arasındaki bu fark
moleküllerce tanınır. Dolayısı ile hatalı harfin yeni zincirde yani
metilsiz zincirde olduğu yorumu yapılır. DNA’nın kopyalanmasından sonra
yeni zincirde kalan hatalar bu yöntemle tanınır. Yine bu tanımadan sonra
hatalı baz moleküllerce kesilir, doğrusu bulunur, yerleştirilir ve gerekli
bağlantılar yapılarak DNA’ya monte edilir. Bu hayret verici işlemlerin
hepsinin atomlardan ibaret enzim denilen moleküllerce yapılması üstün bir
yaratılıştır. Bütün bu detayların hepsi üstün bir zekayı göstermektedir.
Ayrıca şunu unutmamak gerekir. Bu kompleks sistemin çalışabilmesi için,
bütün bu enzimlerinin olması şarttır. Birinin eksikliğinde hasar tamir
edilmez. Bu da canlıların kademe kademe geliştiğini iddia eden evrim
teorisini bir kez daha acizliğini gösterir.
Baz Kaybı
Günde diploid genom başına 18.000 kadar G, A ve 600
kadar T, S bazları kaybolmaktadır. 4 Yani fosfat şeker grubuna bağlanan
A,T,G ve S’lerden bazısı kopmaktadır. Bu elinizde bulunan kitabın bazı
harflerinin silinmesi gibidir.

Çeşitli
sebeplerden şeker molekülüne bağlanan A,T,G ve S bazları kopabilmektedir.
Bu takdirde DNA’daki bilginin bazısı kaybolmaktadır. Bu ise hayatın
devamını tehlikeye sokan bir durumdur. Ancak pek şefkatli olan Allah bunun
ilacını bizim içimizde hücrelerimizde yaratmıştır.
Her gün bu derece yüksek baz kaybı olması elbette ki
mükemmel bir sistem olan DNA’yı kısa süre sonra kullanılmaz hale
getirecektir. İşte DNA’daki bu kayıplar görevli moleküllerce tespit
edilir, bu boş yerlere uygun, doğru moleküller bulunur ve yerleştirilir.
Böyle bir korumanın olmadığı sistem başta mükemmel bile olsa en sonunda
işe yaramaz hale gelir. Bu da canlıların kademe kademe kendiliğinden
geliştiğini iddia eden evrim teorisini bir kez daha çürütür. Çünkü her ne
kadar DNA’nın tesadüfler eseri meydana gelmesi mümkün olmasa bile, bir an
için bunun varlığını kabul etsek bile, oluşan kayıplar neticesinde bir
süre sonra yokluğa sürüklenecektir. DNA’yı koruyan sistemlerin de olması
ve her an iş başında olması şarttır. Allah rahmetini geniştir, bizi
sürekli korur. Her gün DNA’larımızda meydana gelen eksikler sistemli bir
şekilde bulunur ve düzeltilir.
Dikkatli incelenirse burada sebeplerin ortadan kalktığı
bir durum söz konusudur. Bir molekülün DNA’daki eksikleri tespit etmek
gibi dikkat gerektiren bir işi kendine vazife edinmesi, bunu mükemmel bir
şekilde başarması ve hatayı tespit ettikten sonra da yine başka görevli
moleküllerce eksik olan bazın ne olduğuna karar verilmesi, bunun imalatı
ve uygun yere yerleştirip, DNA’ya da gerekli yerlerinden monte edilmesi
her biri kusursuz bir aklın, organizasyonun ürünüdür. Moleküller üzerinde
böyle müthiş bir organizasyon, iş görme Allah’ın sebepsiz perdesiz bir
tecellisidir. Tesadüflerin, şuursuzluğun hayatın hiç bir yönünde
olmadığının bir delilidir.
Bazlarda Meydana Gelen Bozulmalar ve Kesme
Mekanizmaları
DNA’da sıralı vaziyette duran bazlardan G ve A bazları
bazı durumlarda zarar görürler. Alkil grupları denilen karbon içeren
gruplar bu bazlara bağlanabilmektedir. Böyle bazlara alkillenmiş bazlar
denir. Bu tip bazlar ise DNA zincirinin karşısındaki bazla bağ yapmasını
engelleyebilmekte ya da yanlış bir baz ile bağ kurmasına sebep olmaktadır.
Yine serbest radikal olarak bilinen son derece reaktif olan bazı
moleküller de bu bazlara bağlanıp yapı bozukluğuna sebep olabilmektedir. 5
Ani deaminasyon adlı bir işlem neticesinde ise bazlar DNA’dan kopmaz ama
yapısı bozulur. Hatta başka bir baza dönüşmektedir.
Bütün bu hasar meydana getiren işlemler okuduğunuz
yazının harflerinin başka harflere dönüşmesine benzer. Ya da mürekkepli
bir kalemle yazılmış bir yazının üzerine su düşmesi ile harflerin
bozulmasına benzemektedir. Ancak bu bozulma DNA için son derece önemlidir.
Çünkü bilgi artık ya değişmiştir ya da okunması mümkün olmamaktadır.
Elbette ki bu da hayatın devamını tehlikeye sokan bir durumdur.

Ani
deaminasyon adlı bir kimyasal işlem neticesinde Sitozin bazları Urasil
adlı RNA moleküllerinde bulunan başka bir baza dönüşmektedir.
Peki DNA’daki bu zarar görmüş bazlardan canlılar nasıl
temizlenir? Bunun için kullanılan yaygın tamir sistemi Baz
Eksisyon Tamiri’dir.
Zarar görmüş olan bazı DNA glikosilaz adlı bir enzim
tanır. Bozuk bazı DNA glikosilaz DNA’dan ayırır. Bir başka enzim
olan AP endonükleaz adlı bir enzim DNA’da bazın bağlandığı iskeleti kırar.
İskeletteki şeker ve fosfatlar da enzimlerce uzaklaştırır. Boşalan
yeni yere DNA polimeraz enzimi gelerek tekrar doğru bir şekilde
doldurulur. En sonunda da DNA ligaz adlı enzim gelerek kırığı
yapıştırır. 6

Bu fotoğraf
hatalı bazların tespiti için özel olarak yaratılmış olan bir enzim
olan Urasil DNA Glikosilazı göstermektedir. Molekülleri hücrenin
içinde uzman işçiler olarak Allah yaratır. (Fotoğrafın kaynağı Friedberg et. al., “DNA Repair and Mutagenesis”,
2006.)
Burada son derece şuurlu bir iş yapılmaktadır. Hasar
görmüş bazın tespiti, DNA’dan uzaklaştırılması, yeniden DNA sentezinin
yapılması için iskeletin temizlenmesi, doğru bazın bulunup DNA’ya
yerleştirilmesi ve DNA’nın kalan kırığının da yapıştırılması hepsi
birbirinden farklı, uzmanlık, dikkat ve iş becerisi gerektiren
yeteneklerdir. Atomlardan oluşan enzimlerin adeta bilim adamları, mühendis
ve işinde uzman işçiler gibi davranması son derece ilginç bir durumdur.
Kainatın en küçük noktasında dahi tesadüfe yer olmadığının bir başka
ispatıdır.
Büyük DNA Hasarları ve Tamiri
DNA ultraviyole radyasyona maruz kaldığında da yapısında
bozulmalar olur. Örneğin aynı zincirde bulunan yanyana Timin bazları karşı
zincirdeki bazlarla değil de kendi aralarında bağ kurabilirler. Bu yapıya
Timin Dimeri denir. Bunun neticesinde DNA’nın yapısı bozulur. Bu önemli
bir hatadır çünkü DNA’nın çoğaltılması bu hatanın olduğu yere geldiğinde
durur. 7
Bu tip timin dimerleri ve genel olarak büyük DNA
hasarları Nükleotit Eksisyon Yöntemi ile onarılır. Bu yöntem son derece
şuurlu birinin yapması gereken kademelerden oluşur. Öncelikle hasarın
olduğu bölge tespit edilir. Ökaryot hücrelerde 12-13 nükleotit uzunluğunda
ve prokaryot hücrelerde 24-32 nükleotit uzunluğunda parçalar hasarlı bölge
içerilecek şekilde kesilir. Kesilen parça DNA’dan uzaklaştırılır. DNA’da
oluşan boşluk doldurulur ve DNA’ya yapıştırılır.

Bu resimlerde sırasıyla DNA’daki hasarlı bölgenin
tespiti, kesilmesi, DNA’dan uzaklaştırılması, yerine yenisinin yapılması
ve yeni zincirin DNA’ya yapıştırılması adımları gösterilmiştir. Tüm bu
dikkat, bilgi ve maharet gerektiren işlemleri, atomlardan ibaret
enzimlerin yaptığını gözden kaçırmayın. Şüphesiz böyle açık bir şuurun
kaynağı cansız maddelerin kendisi değildir. Hayatın, canlılığın belki de
en küçük örneği gözükür bu resimlerde. Allah atomları canlı insanlarmış
gibi hareket ettirir ve bize bu film gibi çekilmiş kareleri
gösterir. Nasıl ki taş, toprak, hava cansızdır, kendiliğinden bir hayat
kaynakları yoktur, bu cansız atomların da kendilerine ait bir
hayatları yoktur. Onların üzerinde tecelli eden Allah’ın Hayy, yani
Hayat Veren ismidir.
Moleküler Teknolojik Harika: Fotoliyaz
Enzimi
İnsanı da içeren plasentalı memeliler hariç neredeyse
bütün canlılarda timin dimerlerini tamir etmenin bir yolu daha vardır. Bu
tamir metodunda son derece ilginç bir yöntem uygulanır. Fotoliyaz adlı bir
enzim, hasarlı DNA bölgesi ile bir bütün oluşturur. Fotoliyaz enzim,
içinde bir nevi anten barındırır. Bu anten güneşten gelen enerjiyi
soğurmaya yarar. Güneşten gelen enerji, enzimin içinde FADH- olarak
adlandırılan bir başka bölgeye aktarılır. Aktarılan enerji kullanılarak
bir elektron hasarlı bölgeye yollanır. Elektronun yollanmasıyla Timin
dimerleri arasındaki zararlı bağ kırılır ve elektron da enzime geri
yollanır. Hasarın tamirinden sonra da enzim DNA’dan ayrılır. Görüldüğü
gibi bu molekül müthiş bir işçidir çünkü birbirinden farklı işleri yani
enerji temini, hasar tespiti ve tamiratını mükemmel bir şekilde
yapmaktadır.
DNA’daki
hasarı da ve tamiri de Allah yaratır. Bununla bize sanatının detaylarını
gösterir. Fotoliyaz enziminin DNA’daki hasarın tamiri için enerjisini
güneşten elde etmesi, bu enerjiyi kullanarak aradaki bağı kırması ve işini
bitirmesiyle DNA’dan ayrılması Allah’ın sanatının üstünlüğünü gösterir.
Moleküler seviyedeki teknolojik harikalarını gösterir.
Tamir Sistemlerinin olmadığı bir durumda, DNA’nın
yapısını bozan ve hayatın işleyişine zarar veren hasarlar neticesinde
canlılar çok hızlı bir bozlumla sürecine girer ve türler birer birer
yokolur. Ama gerçekte böyle olmaz çünkü Allah’ın özel koruması sayesinde
hatalar kurtulunur.

Bir zamanlar
pırıl pırıl güzel bir araba zamanla bozulmaya uğrar. Termodinamiğin 1.
kanunu olan evrenimizdeki genel kural kompleks mükemmel her sistemin
zamanla bozulmaya uğradığını ifade eder. İçinde mükemmel ve hadsiz bir
bilgi barındıran DNA’nın da normalde benzer bir sona uğraması gerekirdi.
Ancak Allah özel koruma ve tamir sistemleri ile bu muazzam kütüphaneyi
hızla çürüyüp yok olmasını engeller. Bu yazı boyunca pek çok örneğini
gördüğünüz bozulma örnekleri pek çok tamir yöntemi ile eski haline
çevrilir.
Kaynak:
1 Crick, F. The double helix:
a personal view. Nature 248, 766–769 (1974).
2http://www.emunix.emich.edu/~rwinning/genetics/mutat5.htm
3
Moleküler Biyoloji, Nobel Yayınevi, Sayfa 132, Editörler: Ahmet Yıldırım,
Fevzi Bardakcı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç
4 http://asajj.roswellpark.org/huberman/DNA_Repair/damage_types.html
5 Moleküler Biyoloji, Nobel Yayınevi, Sayfa 117-119, Editörler: Ahmet
Yıldırım, Fevzi Bardakcı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç
6 Moleküler
Biyoloji, Nobel Yayınevi, Sayfa 127, Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi
Bardakcı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç
7 Moleküler Biyoloji, Nobel
Yayınevi, Sayfa 119, Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakcı, Mehmet
Karataş, Bahattin Tanyolaç
|