Materyalist Bir Bakış Açısı Kabul Edilirse Çıkan
Çelişkilerden Biri: Kuantum Tünel Etkisi
Materyalizm çelişkilerle dolu bir felsefedir. Bugün artık
bu bir teknik gerçek halini almıştır. Modern fizikte yapılan pek çok deney
materyalizmin varsayımlarını sorgulamış ve hepsinin yanlış olduğunu birer
birer göstermiştir. Bu yazıda bunlardan birine beraber şahit olacağız.
Klasik bakış açısında elektronun maddi bir parçacık olduğu
düşünüldüğünden, belli bir yerde olduğu düşünülmektedir. Bu düşünceye göre
elektron maddi bir parçacık olduğuna göre belli bir hızı, enerjisi vardır.
Ama varlığın temellerine dair yapılan gözlemler bunun doğru olmadığını
söylüyor.
Kuantum Tünel Etkisi Nedir?
Küçük bir çocuk düşünün. Bu çocuğun 100 metre
uzunluğundaki bir duvarın karşı tarafına zıplayarak geçmesi mümkün
müdür? Elbette ki kimse buna evet demez. Eğer atomaltı parçacıkları
materyalist bir bakış açısı ile var kabul edersek işte bu örnekteki
mantıksızlıklara benzer çelişkilerle karşılaşırız.

Eğer size dağı
tırmanarak karşı tarafa geçmeniz istenirse ama sizin de buna uygun bir
eğitiminiz, enerjiniz, tehlikelerden koruyucu giysi ve malzemeleriniz
yoksa elbette bunu başaramazsınız. Parçacıkları maddi bir varlık olarak
kabul edildiğinde buradakine benzer bir durum yaşanırdı. Bu materyalist
bakış açısına göre elektronun çekirdekten kopması için belli bir enerji
gerekmektedir. Bunun altındaki enerjilerde, elektronun kesinlikle
çekirdekten kopmaması gerekirdi. Ancak bu böyle olmaz. Az enerjili
elektronların atomdan ayrılabildiği tespit edilmiştir. Burada konuyu tarif
edebilmek için elektrondan ve elektronun enerjisinden bahsediyoruz. Çünkü
aslında gözlem yapılmadığı sürece elektrondan bahsedemiyoruz. Tıpkı meşhur
fizikçi Bohr’un dediği gibi “Hiçbir şey ölçülene kadar yoktur.”

Materyalist bakış
açısı ile bakıldığında elektronların yeteri kadar enerjileri olmamasına
rağmen atomdan kopabilmeleri son derece çelişkili bir durumdur.
Elektronlarda gözlemlenen bu durumu günlük hayatta ifade edebilmek için
“kuantum tünel efekti” olarak adlandırdılar. Gerçekte böyle bir kuantum
tüneli olmadığı açıktır. Bu gibi gözlemlerle materyalist bakış açılarını
bir kenara bırakarak bakmakta zorlanan fizikçilerin çoğu ciddi şoklar
yaşadılar. Nitekim Nobel ödüllü meşhur fizikçi Richard P. Feynman bu
gerçeği “Paradoks (Çelişki) yalnızca gerçek ve sizin gerçek olması
gerektiğini hissettiğiniz arasındaki bir çatışmadır. ” diyerek açıkça
belirtmiştir. Materyalistler bu gereksiz iç çatışmalarından kurtulmaları
için yapacakları tek şey vardır. Maddenin bize izlettirilen bir algılar
bütünü olduğu gerçeğini kabul etmek.
Enerjisi, pozisyonu, hızı olmayan bir cismin maddi
varlığından nasıl bahsedebiliriz?

Üstteki şekillerde
klasik bakış açısı ile modern fiziğin bakış açısı karşılaştırılıyor.
Soldaki resimde enerjisi belli bir değerin altında olan parçacık enerji
duvarını aşamazken o değerin üstündeki parçacık aşarak duvarın karşı
tarafına geçebilir.
Sağdaki şekilde kuantum bakış açısına göre geçerli
olan şekil çizilmiştir. Buna göre elektronu tasvir eden kuantum mekaniksel
dalga geniş bir alana dağılmıştır. Belli bir pozisyon, enerjiden
bahsedemiyoruz. Kuantum mekaniğine göre elektronun yeri, enerjisi gibi
kavramlar yoktur. Elbette böyle bir cismin maddi varlığından bahsedemeyiz.
Yapılan gözlemler neticesinde yüksek enerjili bir bariyerin karşı
tarafında klasik bakış açısı ile hiç olmaması gereken elektronlar tespit
edilmiştir. İşte bu olaya kuantum tünel etkisi denir.
Kuantum Tünel Etkisine Bir Örnek: Alfa Işıması

Atom ve atomdan
kopan alfa parçacığı.
Alfa parçacığı atom çekirdeğinin bir parçasıdır. Bunun
ağır bir çekirdekte kopmak için ihtiyaç duyacağı enerji 25MeV kadardır.
Oysaki alfa parçacığının ise bundan çok daha az enerjisi vardır: ki bu da
4 ile 9 MeV kadardır. 1 Yani enerjiyi de sabit bir kavram olarak var kabul
edersek alfa parçacığının hiç bir zaman atomdan kopmaması
gerekirdi.
Atom çekirdeğinden bir parça koparabilmek çok büyük bir
enerji gerektirir. Materyalist bir bakış açısı ile hesaplandığında
çekirdekten kopması mümkün olmayan parçaların buna rağmen çekirdekten
koptuğu tespit edilmiştir. Ancak yine bu çelişkili durum materyalist
zihniyet bir kenara bırakılarak yapılan hesaplarda ortadan kalkmaktadır.
Bohr’un dediği “Hiçbir şey ölçülene kadar yoktur.” ilkesinden yola
çıkılınca bu çelişkiler yaşanmamaktadır.
Kaynak:
1 Arthur Beiser, Concepts of
Modern Physics, Fifth Edition International Edition
Sayfa 432
|