Zaman Mutlak Değildir Bir Tür
İnançtır
Allah bu dünyada çok büyük sırlar yaratmıştır. İlginç
olan bu sırların gün ışığına bilimsel veriler yoluyla birer birer
çıkmasıdır. Bu yazıda zamanın mutlak ve değişmez olmayıp, algı ve bir tür
inanç olduğu gerçeğini göreceğiz.
Materyalist felsefenin varsayımlarına göre ise zaman
mutlaktır. Bu tamamen bir zandır ve hiç bir geçerliliği yoktur. Zamanın
mutlak bir varlık olmadığı bugün bilimsel olarak da bilinen bir konudur.
Öyle ki artık bu gerçek günümüzde teknik bir konu halini almıştır. Her şey
Allah’ın yaratması ile vardır. Her şey O’nun yaratması ile hayat bulur,
varlık mertebesine çıkar. İnsan tek bir ilahı kabul etmezse sayısız sahte
ilaha bağlanır. Buna uygun yaratılmadığından ruhu büyük sıkıntı çeker.
Sahte ilahlardan olan zamanın da yaratılmış olduğu bir büyük
gerçektir.
Zaman Nedir?
Zaman yaratılan anların birbirleri ile karşılaştırılması
sonucu ortaya çıkan bir tür histir. Gerçekte herşey tek bir anda
yaratılmıştır. Ancak bize izlettirilen kareleri karşılaştırdığımızda
geçmiş gelecek gibi hisler oluşur. Bu yazıda hep beraber göreceğiz ki
geçmiş ve gelecek gerçekten de kare kare yaratılan anların
karşılaştırılması ile elde edilir. Biri için geçmiş olan bir an, bir
başkası için gelecektir. Bu da zamanın mutlak bir varlık olmadığının en
açık delilidir.

Hayat kare kare yaratılan
anların bütünüdür. Geçmiş de gelecek de Allah’ın yaratmasıdır. Bize
izlettirdiği sırada olayları geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek zaman olarak
adlandırırız.
Özel Relativite Teorisi ve Zamanın
İzafiyeti
Özel Relativite teorisine göre ışığın hızı bütün
gözlemciler için aynı ve sabittir. 1 Bizler olaylardan ışığın gözümüze
ulaşmasıyla haberdar oluruz. Işığın hızı muazzam büyüktür. Öyle ki
saniyede dünyanın etrafını 7.5 kez dolanır. Bu yüzden dünyamızda şahit
olduğumuz olaylar arasında olan zaman farklarını anlayamayız, hepsini eş
zamanlı zannederiz. Aslında durum biraz daha değişiktir. Ne demek
istediğimizi gözümüzü biraz daha uzaklara çevirerek daha iyi
anlayabiliriz.
Geceleyin gözlerimizi göğe çevirdiğimizde müthiş
güzellikleri ile yıldızları görürüz. Bu ışıklar bizden çok uzaktatır. Öyle
ki gördüğümüzü sandığımız pek çok yıldız, aslında çoktan ölmüş
olabilirler. Yani aslında o an var zannetiğimiz şey belki de yoktur.

Geceleri gökyüzünde
gördüğümüz ve Allah’ın en sevimli sanatlarından biri olan ve bakanlara
içlerinde ferahlık veren yıldızların ışıkları bize çok öteden gelirler.
Öyle ki bazı ışıklar milyarlarca yıl önceden gelen yıldızın ışığıdır. Ve
izlediğimiz bu yıldız belki de çoktan yakıtını tüketmiş ve ölmüştür.

Işık o kadar hızlıdır ki bir saniyede dünyamızın etrafını
7.5 kez dolaşabilir. Işığın bu muazzam hızı dolayısıyla zaman kavramının
anların karşılaştırması üzerine oluşan bir inanç olduğunu günlük hayatta
gözden kaçırabiliyoruz. Uzaklıkları çok arttırdığımızda, yani ışığın
hızının görünebilir farklara sebep olabileceği uzaklıklarda bu büyük
gerçeği daha kolay anlayabiliriz.
Zaman An An Yaratılan Görüntülerin
Karşılaştırılması Üzerine Yaratılan Bir Histir, Mutlak Varlık
Değildir

Andromeda galaksisi
bizden çok uzaktadır. Işığın etkilerini gözlemleyebilmek için iyi bir
örnektir.
Işık hızı çok büyük de olsa neticede sonlu bir
değerdedir. Bu sonlu değer hakkında daha derin düşündüğümüzde aslında
zamanın mutlak bir varlık olmadığı gerçeği karşımıza çıkar.
Gelin hep beraber şöyle bir düşünce deneyi yapalım. 3
gözlemcimiz olsun. Gözlemcilerimizden birini çok uzaklarda örneğin
Andromeda galaksisinde bulunduralım. Diğeri de dünyamızda bulunsun. Bu iki
gözlemcinin tam ortasında olan bir mesafede ise bir uzay mekiği bulunsun.
Bu uzay mekiğinde ise 3 astronot bulunsun. Bu mekiğin bize bakan yanında
ve Andromeda galaksisine bakan yanında olmak üzere ayrılan bölmeleri
olsun. Astronotlardan ikisi bu bölmelere binsin ve biri dünyamıza diğeri
de Andromeda galaksisine doğru ışık hızına yakın olmak üzere eşit hızlarda
mekikten ayrılarak hareket etsinler. 3. Astronot ise uzay mekiğinde
kalsın. Hareket eden astronotlardan dünyamıza yaklaşanı bir saat
boyunca kitap okusun diğeri ise 1 saat boyunca müzik dinlesin. Şimdi aynı
olayları 3 farklı gözlemci açısından ele alalım ve zamanın nasıl mutlak
olmayıp, önceden de gördüğümüz gibi anların karşılaştırılması neticesinde
yaşanılan bir his olduğunu görelim.
- Uzay mekiğinde hareketsiz kalan astronot, süratle hareket eden
astronotları gözlediğinde mekikten ayrılan iki astronotun müzik dinleme
ve kitap okuma işlerini aynı anda yaptığını ve bitirdiğini düşünecektir.
- Biz ise aynı olayları gözlemlediğimizde astronotlardan dünyamıza
yaklaşanın kitap okuma işini bitirdikten sonra diğer astronotun müzik
dinleme işini bitirdiğini görürüz.
- Andromeda galaksisinde bulunan gözlemci ise bize göre tam
tersi zamanlamada olaylara şahit olur. Yani önce müzik dinleme işinin
bittiğini düşünürken sonra kitap okuma işinin bittiğini düşünür.
2 olay bir gözlemci için aynı anda olurken, diğer iki
gözlemci için önce ve sonra sırası tamamen birbirine zıt olacak şekilde
farklı zamanlarda gerçekleşir. Böylece bu örnekle de görmüş olduk ki zaman
mutlak bir varlık değildir. Şimdi, geçmiş ve gelecek tamamen algıların
karşılaştırılması ile oluşur. Eğer zaman mutlak olsaydı nasıl aynı
olaylar tamamen birbirinden farklı olarak geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman
olabilirdi? Zaman algıların birbirleri ile karşılaştırılması
üzerine oluşan bir histen ibarettir.
Gözünüzü Çevirdiğinizde Zaman Yolculuğu
Yaptığınızı Biliyor Muydunuz?
Allah’ın verdiği en büyük
nimetlerden olan gözünüzü evrende gezdirdiğinizde size ulaşan ışığın çok
farklı yerlerden geldiğini gördük. Bu ışıkların kimi saniyenin milyarda
biri kadar mesafeden gelirken kimisi de milyarca yıl öncesinden gelir.
Bütün bu farklı anları bizde tek bir an olarak Allah toplar. Bu yolla
beynimizde toplanan anlar başkaları için geçmiş, gelecek veya şimdiki
zaman olabilmektedır. Dolayısıyla gözümüzü çevirdiğimizde hiç farkında
olmadan aslında bir tür zaman yolculuğu yaparız.

Sizin muhatap olduğunuz
şimdiki zaman aslında başkaları için gelecek ve geçmiş zaman
olabilmektedir. Gözünüzü her çevirişinizde de sayısız farklı zaman
kesitleri gözünüzde tek bir anda toplanmaktadır. Dolayısıyla zaman
materyalistlerin zannettiği gibi mutlak değildir. Size bir algı olarak
gösterilmektedir.
Ölçtüğünüzü Düşündüğünüz Zaman Da Anların Bir Tür
Karşılaştırmasından İbarettir
Hep beraber gördük ki aynı iki olay bir gözlemci için eş
zamanlı olabilir. Bir başka gözlemci için ise biri diğerinden önce
gerçekleşebilir. Bir başkası için ise geçmiş olan olay aslında
gelecektedir. Bu da zamanın mutlak olmadığını ispatlamaktadır.
Peki ölçtüğünüzü düşündüğünüz zaman nedir? Zamanı ölçmek
için saatlerden faydalanırız. Tarih boyunca pek çok farklı saat sistemi
kullanılmıştır. Su saatleri, güneş saatleri, mekanik saatler, elektronik
saatler, atomik saatler gibi çok çeşitli saatler kullanılmıştır. Ancak
bütün bu sistemlere dikkat edilirse hepsinde ortak bir yan vardır: tekrar eden olayları kullanmak. Tekrar eden olaylar ölçü
yapılarak diğer olaylar karşılaştırılır ve “geçen zaman”ın miktarı
belirlenir. Dikkat edilirse burada da mutlak bir zamandan bahsedilmiyor.
Sözkonusu olan anların karşılaştırmasıdır. Dolayısıyla zaman
Allah’ın bize hissettirdiği bir tür algıdır.

Zamanı ölçtüğünü
düşündüğünüz saatler anlar içinde yaratılan görüntüden ibarettir.
Dolayısıyla mutlak bir varlıkları yoktur.
Sonuç:
İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka
ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her
şeyin üstünde bir vekildir.
(En'am Suresi, 102)
Kuran ayetinde belirtildiği gibi herşey Allah’ın
yaratması ile vardır. Buna zaman da dahildir. Geçmiş, gelecek ve şimdiki
gibi zamanlar bize hissettirilen bir algıdan ibarettir. Hafızamızda olan
bir bilgi üzerine yapılan yorumla böyle bir hissin oluşması ise apayrı bir
mucizedir. Zaman Allah’ın yaratmış olduğu muhteşem sanatlı eserlerinin en
güzel ve en ilginç örneklerindendir.
Kaynak:
- http://casa.colorado.edu/~ajsh/sr/postulate.html#postulates
|